Makaleler

  • BİLGE
    ( Vesna Teržan - Sanat tarihçisi, eleştirmen ve küratör)

    Zlatko Bourek – Çok özel sihirli bir dünyanın yaratıcısı, kukla dünyasından hemen hemen hiç kimseyle karşılaştırılamayacak bir usta. Gösterilerine hükmeden kabalık, grotesk, erotizm, hicivsel mizah ve yeni, orijinal formlarla, mucizelerin ve aynı zamanda acımasız gerçekliğin yorumu olan bir tiyatro, figür tiyatrosu hayat buluyor. “Esmer ekmek, keten bir gömlek, ahşap bir ev, temiz su – bunlar günümüzde neyi temsil ediyorsa Moliére’nin oynandığı figür tiyatrosunda anlatılan da budur”. Zlatko Bourek, Moliére’nin Hastalık Hastası eserini, 1998 yılında Ljubljana Kukla Tiyatrosu’nda (LGL) sahnelediği kendi versiyonuyla böyle karşılaştırıyor;…

    Devamını oku..
  • DEV KUKLALARLA MEKÂNA ÖZGÜ TİYATRO
    (Sarah Brown - Fulbright Eğitmeni, Oyun Yazarı, Oyuncu ve Memphis Üniversitesi (TN, ABD), Performans Bölümü Öğretim Üyesi)

    Mekâna özgü tiyatronun ne olduğunu tanımlamanın belki de en kolay yolu gerçek bir mekâna özgü projenin metotlarını anlatmak olacaktır. Diğer sanatsal çalışmalarda olduğu gibi, yaratıcı süreç başladığında sanatçı cesaret gerektiren bir maceraya atılmaya gönüllü olmalı, bir nevi kendini uçurumdan aşağı bırakmış gibi hissetmeli. Tabii ki bunun anlamı düşünceleri kontrol etmeyi bırakıp kendi iç sesini dinlemek, görüntülerin zihinden akmasına müsaade etmek ve hepsinden öte bilinmeyene yapılan bir yoluculuğa cesaret etmek. Aslında pek çok açıdan, yaratmayı her şeyden daha heyecanlı ve tatmin edici kılan da işte bu doğaçlama…

    Devamını oku..
  • DEMİRYOLLARI, BUHARLI GEMİLER VE MARİONETLER
    (Dr. John McCormick)

    Kuklacılık, temelinde her zaman gezgin bir sanat olmuştur. Japonya’da daha sonraları ünlü Bunraku’ya dönüşen gösteriler gezgin rahipler tarafından sunulan küçük ölçekli gösteriler olarak başlamıştır. Pencap’taki Kathputli kukla geleneği her zaman gezgin kuklacı ve kalaycı olan Bhatt kastının ellerindeydi. Orta çağ sonlarında Rusya’da Skomorokhi olarak bilinen gezgin eğlendirici gruplar vardı ve sahip oldukları becerilerden biri de kukla oynatmaktı. Yerleşik kukla tiyatroları var olmadan çok önceleri kuklacılar pazarlar ve panayırlar gibi insanların toplandığı yerlerin arayışına çıktılar. Çoğu durumda, kukla oynatıcıları büyük olasılıkla kısıtlı bir dil ve coğrafi bölge sınırları içinde seyahat ettiler. Çoğunun yalnızca…

    Devamını oku..
  • KUKLA, KENDİSİNE BİÇİLEN ROLÜN KÖLESİ MİDİR, EFENDİSİ Mİ?
    (Prof. Dr. Sevda Şener)

    Kukla oyunlarının, hem çocuklar, hem erişkinler üzerinde kendine özgü bir etkisi var: Duruma hem çocuk hem erişkin açısından bakıldığında, gerçeğin kendi değil, taklidi olduğu açıkça belli olan kukla figürleri ile seyirci arasındaki mutlak mesafenin esnek olduğu, öykü, ustalıkla kurgulandığı, hünerle uygulandığı takdirde, bu mesafenin esnediği, kukla karakterlerin gerçek insanlarmış gibi algılanabildiği görülür. Bu da, kukla oyunlarının güldürdüğü kadar duygulandırmasını, duygulandırdığı kadar düşündürmesini sağlıyor. Kukla oyunlarında kuklalar, oyunun yapısı gereği, devinimlerindeki mekaniklikten dolayı güldürü…

    Devamını oku..