Sunuş

Her Yer Kukla

Bu yıl festival sloganı seçerken iki seçeneğin arasında kaldık, sonunda “Gelişim İçin Kuklayı İzleyin”de karar kıldık. Ama benim aklım biraz da ikinci seçenekte kaldı, onu da bu yazıya başlık yaptım. Yıllardır bunun için çalışıyoruz çünkü; her yer kukla dolsun diye.

Örneğin, okullar kukla dolsun diye son on yılda birçok proje gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi bu yıl onuncusunu gerçekleştireceğimiz kukla oyunu yarışması. Hep söylüyorum; kuklasız eğitim olmaz. Kukla tüm gelişmiş ülkelerde eğitim sisteminin önemli bir parçası. Kuklanın eğitime neler kattığını merak edenler yarışmamıza katılan ilköğretim okullarındaki öğretmenlere sorabilirler. Bugün İzmir’de pek çok okul eğitim kalitesini arttırmak için kuklanın avantajlarından yararlanıyor. Darısı tüm okulların başına!

Kuklayla dolması gereken bir diğer alan sanat. Şikâyet edip duruyoruz, Türkiye’de sanat gelişmiyor, ülkemizi dünyada temsil edecek yeterli sayıda ve nitelikte sanat eseri üretilmiyor diye. Oysa, sanatından bahsettiren ülkelerde pek çok farklı sanat dalı, içinde kukla barındıran projelerle dinamizm kazanıyor, aynı zamanda kuklaya da kendisinden bir şeyler vererek onun gelişmesine de katkıda bulunuyor. Dünya sahnelerinde boy gösteren ve büyük ilgi gören modern yapımların arasında çok sayıda, kuklayı ön plana koyan disiplinler arası işler var. Artık bizim sanatçılarımızın da konformizmden kurtulup, kuklayla yakınlaşma zamanı geldi. İzmir’de kısıtlı olanaklarıyla bunu başarmaya çabalayan bir grup sanatçı var. Onların çabalarına göz atmak bile ufuk açıcı bir deneyim olabilir. Ancak, eğer kalıcı bir şeyler yapılmasından ve bu alanda dünyayı yakalamaktan bahsediyorsak, yine defalarca söylediğim şeyi yinelemem gerekecek: Bir kukla okuluna hemen ihtiyacımız var. İlgili kurumlar bu konuda içinde bulundukları ataletten kurtulmalı ve modern kukla sanatını bugün dünyada ulaştığı seviyeye ülkemizde de getirecek atılımın yapılmasını sağlayacak olan okulu açmalıdırlar.

Kuklanın turizme sağlayabileceği yararlar da dünyanın birçok kentinde kolaylıkla gözlenebilir. Yalnız profesyonel sanatçıların ve mesleki ilgililerinin kuklanın peşinde dünyayı dolaşmalarında da bahsetmiyorum. Her yaştan meraklısı olan bir sanat dalı kukla. Çocuk, büyük herkese kendisini kolaylıkla sevdiriyor. Sergilenmesi için çoğu kez boş bir alan yeterli ve bu özelliği sayesinde seyirci ile çok kolay buluşabiliyor. En büyük, en gelişmiş salonları doldurabildiği gibi, sokakları ve benzeri alanları da kolaylıkla doldurup geniş halk kitlelerine ulaşabiliyor. Bütün bunlara kuklanın, doldurduğu kentleri sanatsal ve kültürel olarak yüceltmesini de eklersek neden turizm için önemli olduğunu anlayabiliriz.

Kukladan sağlanacak yararlar kolaylıkla artırılabilir. Yeter ki onun uzattığı eli tutalım, yaptığı çağrıları duyalım. Ama işe önce kuklayı tanıyarak başlamak gerek. Bunun için bu yıl da dünyanın en büyük kukla festivalini düzenliyoruz İzmir’de. Dünyanın kuklasını tanımak için bundan iyi fırsat olur mu?

Selçuk Dinçer (Festival Direktörü)